Annem Dizisi 18. Bölüm

admin - Şubat 11th, 2008

Musa ile Zeynep biraraya geliyor

Kanal D’nin başrollerinde Talat Bulut, Vahide Gördüm, İlhan Şeşen ve Duygu Yetiş’in oynadıkları sevilen dizisi “Annem” bu akşam da duygu yüklü bir bölümle ekrana geliyor. Milyonların beğeniyle izlediği dizinin bu bölümünde, Gonca, annesinin doğum gününü fırsat bilerek Musa ile Zeynep’i biraraya getiriyor. Bu durum da, başta Gonca olmak üzere herkesi mutlu ediyor.

Gonca, annesinin doğum gününü fırsat bilerek Musa ile Zeynep’i bir araya getirir. Bu durum başta Gonca olmak üzere hepsini çok mutlu etmiştir. Musa ile Zeynep ise, her biraraya geldiklerinde aslında farkında olmadan birbirlerine daha çok yaklaşmaktadırlar.

İbrahim, ayrılmış olmalarına rağmen Zehra’nın kalbini yeniden kazanabilme ümidiyle bir şeyler yapmaya çalışmaktadır. Ama artık çok geçtir. İbrahim ne yaparsa yapsın Zehra’yı yeniden birlikte olmaya ikna edemez.

Zeynep’in evinin de içinde bulunduğu pazar yeri, belediye tarafından o bölgeden kaldırılacak, yerine büyük bir alışveriş merkezi yapılacaktır. Bu projenin içinde İbrahim vardır. Ama Zeynep’in buna izin vermeye hiç niyeti yoktur. İbrahim ise Zeynep’i buradan vurmaya kararlıdır.

Musa ile Ayşe arasındaki gerginlik hala devam etmektedir. Her ne kadar idare etmeye çalışsa da, Gonca ve Zeynep, Ayşe’yi çok fazla etkilemekte ve germektedir. Bu durum da Musa ile ilişkilerine olumsuz yansımaktadır.

Ali, artık Zeynep’e duyduğu aşka söz geçirememektedir ve her şeyi göze alarak Zeynep’e evlenme teklifi eder. Bu teklifi öğrenen Musa, Zeynep’e kararını sorar.

Murat Han

admin - Şubat 7th, 2008

murat han

1998 yılının bir yaz günü iner yeni mezun genç oyuncu ‘adayı’ Murat Han’ın uçağı Los Angeles’a. Cebinde biriktirdiği birkaç kuruş, kafasında gelecek düşleriyle gelmiştir ‘rüyalar ülkesi’ne. Ama bir ‘Amerikan rüyası’ değil, oyuncu olma yolunda ‘başka türlü bir şey’dir peşine düştüğü. Kısa sürede görür ki ne Hollywood o hayal ettiği Hollywood’dur ne de orada onu bekleyen güllük gülistanlık bir hayat vardır. Ama konservatuvar sınavına girmek için hastaneden kaçan birini hangi güçlük yıldırabilir ki? Hele bir kafasına koymayagörsün…
 Murat Han’ın mütevazı bir memur ailesinden Los Angeles’a uzanan hikâyesi, oyuncu olarak belli bir yaşın rollerine mahkûm olmak istemediği için gizli tuttuğu bir yılın 1 Mayıs günü Ankara’da başlar. Erzincan’dan Ankara’ya göç etmiş Feyzullah Bey ile Temam Hanım’ın iki kız evlattan sonra dünyaya gelen biricik oğulları olarak çocukluğu haliyle biraz şımartılarak geçer. Amca oğulları hep doktor, avukat, mühendistir, onun payına da uçak mühendisliği hayali düşer.
İlkokulda sınıf birincisidir, ama ortaokulda kızlar keşfedilir, saçlar jölelenirken dersler asılmaya başlanır. Mimar Kemal Lisesi’nde okurken “Yunus Emre” oyunuyla tiyatro girer hayatına. Yunus’u oynamak Murat Han’a düşmüştür, bunu Shakespeare’in “Beğendiğiniz Gibi”si izler. Ve birden bir ışık yanar kafasında. Bütün cesaretini toplayıp ailesine durumu açar. “Dershaneye boşuna para ödüyorsunuz” der, “Ben oyuncu olmak istiyorum”.

Elemeyi geçer
Şanslıdır ki, oğullarının kararlarına saygı duyan bir anne babası vardır. Devlet Tiyatroları’ndan Mehmet Şahin onu sınava hazırlarken kendisi de deliler gibi çalışır. Arkadaşı Sinan’la beraber sabahları 5′te kalkıp Oran Sitesi’ndeki koruda ses, nefes, diksiyon egzersizleriyle akşamı ederler. Pirandello’nun “Ağzı Çiçekli Adam”ını ve Nâzım Hikmet’ten bir şiir hazırlar Bilkent’in sınavı için ve birinci elemeyi geçer. Arkadaşı Sinan da… İki kafadar çalışmalarını sürdürürler, apandisti patlayan Murat Han ölümden dönüp hastaneye kaldırılana kadar. “Yatman gerek” diyen doktorları dinlemeyip üçüncü gün hastaneden kaçar. Bol bir pantolon içinde topallayarak girdiği ikinci elemeyi de kazanır ve Bilkent’te burslu olarak okumaya başlar.
Akşamları bağıra çağıra çalışabilmek için yurtta kalmayı tercih eden çok başarılı bir öğrencidir. Ama üçüncü sınıfta adını koyamadığı bir şey rahatsız etmeye başlar onu. “Sanki bir evrensel, bir de geleneksel oyunculuk türü var” gibi gelir ona ve en sonunda yurtdışı olanaklarını araştırmaya karar verir. Neticede Marlon Brando’nun, Robert de Niro’nun yetiştiği Stella Adler Oyunculuk Akademisi’ne ulaşır. Yazları güneyde barlarda çalışarak biriktirdiği az bir parası vardır. Bir de sağlam bir inadı. “Gider çalışır, bir şekilde ayakta dururum” der ve Bilkent’ten mezun olduğu yaz ABD macerası başlar.
Okulda oyuncu olarak yoğrulurken, oradaki hayat da insan olarak çok değiştirir Murat Han’ı. Rus ev arkadaşı Vladimir’le başlayan ‘farklı olanı kabul etme’ süreci sonunda anlar ki, kendisine benzemiyor diye kimseyi yargılamaya hakkı yoktur.

Vazgeç Gönlüm

admin - Şubat 7th, 2008

vazgeç Gönlüm

Genç yaşında ailesine bakmak zorunda kalan Salih, bir minibüs hattında şoförlük yapmaktadır. Hayat kavgasında aşkla tanışacak fırsat bulamamıştır. Ta ki dünyalar güzeli Bahar’la karşılaşıncaya dek… Bahar çok zengin bir ailenin kızıdır. Bu iki genç yürek birbirine çarpacak fakat kader hiç umulmadık bir şekilde ağlarını örecektir. Kaybolan bir hayatın acısını ve aşkı gönlüne sığdıranların öyküsüdür “Vazgeç Gönlüm”.

Başrollerinde; Amerika’da oyunculuk eğitimi alan Mutluluk filmi ile tanınan Murat Han, Ihlamurlar Altında’ nın Feride’si İrem Altuğ ve Türk Sinemasının tecrübeli oyuncusu Bulut Aras’ın rol aldığı Vazgeç Gönlüm sezonun dikkat çeken yapımlarından biri…

Yalancı Yarim

admin - Şubat 7th, 2008
Yalancı Yarim

Yalancı Yarim

Hulusi ve Vahi… Evlatlarıyla gurur duyan iki baba.

Hulusi, ve eşi Belgin, oğulları Tarık’ın, İtalya’daki iktisat eğitimin tamamlayıp bankasının başına geçeceği günün hayaliyle yaşıyor.

Vahi ise, kızı Naz’ın, konservatuardan mezun olup yurtdışında vereceği çello resitalleri ile göğsünü kabartacağı günün.

Tarık ve Naz da, ideallerine doğru “tam gaz” gidiyorlar… Ancak Tarık, “Alfonso” adıyla İtalya’da ralli pistlerinde, Naz ise “Deli Kız” adıyla İstanbul sokaklarında. Son model arabalarıyla.

Ve bu iki başına buyruk gencin hayatları, sonunda aynı arabanın içinde kesişir.

Çünkü babalar, belki en son duyar, ama mutlaka duyar.

Tarık, İstanbul’a ailesini görmeye geldiğinde, Hulusi, bir daha yurt dışına çıkmasını yasaklar.

Naz, kaza yapınca da, Vahi, bir daha araba kullanmasını.

Tarık, bir de üstüne iki sene çalışıp eğitimi yerine ralliye harcadığı parayı çalışıp babasına geri ödemek zorundadır. Babası, torpille işe girip yan gelip yatarak para kazanma yollarını tıkayınca, becerebildiği tek işi yapmak zorunda kalır: şoförlük.

Naz’ın ise arabasına binebilmesi için tek engel vardır: babasının bulacağı şoför.

Ve kader yollarını birleştirir… Tarık, Naz’ın şoförü olarak işe girer. Ancak işi çok zordur. Bir yandan, aniden ortadan kaybolan ve tüm dünyada aranan ünlü ralli şoförü Alfonso olduğunu herkesten gizlemek zorundadır. Bir yandan, ünlü bankacı Hulusi Tekelioğlu’nun oğlu olduğunu Vahi’den saklamak zorundadır. Ve en önemlisi… Arabasının şoför koltuğuna tekrar geçebilmek için tek çaresi, kendisini kovdurmak olan ve hayatını bunu planlamakla geçiren Naz’ın saldırılarını savuşturmak zorundadır.

Tarık ve Naz, büyük bir didişme ve çekişmeyle başlayan inişli çıkışlı bir ilişkinin içinde keskin virajlarda hızla ilerlerken, önlerine çıkan engelleri de bir bir sollamak zorundadırlar… Tarık’ın izini bulmaya çalışan dedektif Sacit, İtalya’dan kalkıp kendisini aramaya gelen Francesca, şoförlük yapmasını engellemeye çalışan anne Belgin, Naz’ın kardeşi Ümit’le çıkmaya başlayan ve her an ağzından bir şeyler kaçırması muhtemel kız kardeşi Filiz, evinde kaldığı otoriter dadısı Hacer, onun çocukluk aşkı olan ve bu aşkı bir türlü bitirememiş kızı Ayşe, ve tabii istemeden çok iyi dost olmalarına sebep olduğu Hulusi ve Vahi. Tarık’ın başı sıkıştığı zaman imdadına koşanlar ise, normal şartlar altında varlıklarından bile haberdar olmayacağı aşçı Cevat, hizmetçi Suna, ve bahçıvan Sami’dir.
Ve tabii yollar katedildikçe, molalar verildikçe, yola iki “düşman” olarak çıkan Tarık ve Naz, yeri geldiğinde patlayan lastikleri birlikte değiştirmek zorunda olduklarını anlayacaklardır.

Yağmurdan Sonra

admin - Şubat 7th, 2008

 01.bölüm   02.bölüm   03.bölüm 
  04.bölüm   05.bölüm   06.bölüm 
  07.bolum   08.bölüm   09.bölüm 
  10.bölüm   11.bölüm   12.bölüm 
  13.bölüm   14.bölüm   15.bölüm 
  16.bölüm   17.bölüm   18.bölüm 
  19.bölüm   20.bölüm   21.bölüm 
  22.bölüm   23.bölüm   24.bölüm 
  25.bölüm   26.bölüm   27.bölüm 
  28.bölüm   29.bölüm   30.bölüm 
  31.bölüm   32.bölüm   33.bölüm 
  34.bölüm   35.bölüm   36.bölüm 
  37.bölüm   38. bölüm   39.bölüm 

Yağmurdan Sonra

admin - Şubat 7th, 2008

Yağmurdan Sonra

yağmuradan sonra

Yapımcı: Melih Sezgin
Yönetmen: Çelik Berksoy
Oyuncular: Yıldız Çağrı Atiksoy, Ali Sürmeli, Atilla Olgaç, Kayra Şenocak, Sefa Zengin

İnanca uyanan bir genç kızın zorlu mücadelesi…

 Samanyolu’nun yeni sezondaki iddialı dizilerinden Yağmurdan Sonra, inanca uyanan bir kızın, şeytani sırrı arayan bir toplulukla mücadelesi anlatıyor. Senaryosuyla ekranlarda heyecan fırtınası estirecek dizinin oyuncu kadrosu da güçlü isimlerden oluşuyor. Başrollerini Ali Sürmeli, Atilla Olgaç ve Yıldız Çağrı Atiksoy’nun paylaştığı dizide Sefa Zengin ve Kayra Şenocak da yer alıyor.  Kayıp sevgilinin ortaya çıkışı, tüm hayatları değiştiriyor.  Işık, görünürde hiçbir inanca sahip olmayan bir ailenin kızıdır. İlk ve tek sevgilisi Tuncay’ın, Kaçkar dağlarında kayboluşunun ardından 11 ay geçmiştir. Genç kız, aylar geçmesine rağmen sevdiği adamın öldüğünü bir türlü kabullenemez. Bir gün, Tuncay için yaptırdığı, içi boş mezarda bulduğu bir zarf, onu büyük bir sürprize götürür. Aylardır izine rastlanamayan Tuncay, tam da Işık’ın ümitlerinin tükenmek üzere olduğu bir zamanda ansızın çıkagelmiştir. Üstelik serseri ve çılgın kişiliği gitmiş, eski maceracı adam şimdi daha olgun birine dönüşmüştür. Tuncay, vakit kaybetmeden Işık’a evlenme teklifi eder. Işık da yıllardır beklediği bu teklifi gözyaşları içinde kabul eder. Işık’ın babası Vendor, Tuncay’daki bu ani değimi şüpheyle karşılasa da asıl istediği kızının mutluluğudur. Tanınmış bir hukukçu olan Vendor, aynı zamanda kendi kurduğu VITRIOL isimli bir yazılım şirketinin patronudur. Müstakbel damadını kanatları altına alarak ona şirketinde iyi bir iş teklif eder. Fakat ortada büyük bir problem vardır. Geçirdiği kazanın ardından adeta yeniden doğan Tuncay, bu süre içerisinde Müslüman olmuştur. Genç adam artık bambaşka biridir ve kendisini eski hayatına ait hissetmemektedir. Işık anlayışla karşılamış olsa bile ailesi böyle bir durumu kabullenebilecek midir? Her şeyden önemlisi Işık’ın babası Vendor, bu duruma nasıl bir tepki gösterecektir?    İyiyle kötünün mücadelesi, hiç bu kadar trajik olmamıştı Işık, Tuncay’ın Müslüman oluşunu ondan başka herkesten gizliyor olmasına bir anlam veremez. Tuncay ise Müslüman olmadan önce üye olduğu ve üç büyük dinle savaşan tehlikeli bir topluluğun kendisine ve çevresindekilere zarar vermesinden korkmaktadır. Tuncay’ın bahsetmekten ısrarla kaçtığı bu konu, aslında Işık’ı çok yakından ilgilendirmektedir. Çünkü babası Vendor, hayatını ‘şeytani bir sırrın’ peşinde koşmaya adamış bu gizli topluluğun lideridir. Oysa babasıyla çok iyi anlaşan Işık, bu hadiseden tamamen habersizdir. Gizli planlar, yalanlar, acılar ve pişmanlıklarla geçecek bu süreçte Işık, kadim bir mücadelenin tam ortasında bulunduğunu fark edecektir: Bu mücadele, insanlık yaratıldığından beri süregelen, iyi ile kötünün mücadelesidir. Ve şimdi, belki de hiç olmadığı kadar trajiktir.

Yalan Dünya Resimleri

admin - Şubat 7th, 2008

yalan dünya

Yalan Dünya Resimleri

admin - Şubat 7th, 2008

yalan dünya

Yalan Dünya Resim

admin - Şubat 7th, 2008

Yalan Dunya Resim

Yalan Dünya 17.Bölüm

admin - Şubat 7th, 2008

17.Bölüm Basın Özeti

Ömer’le son karşılaşmaları aklından bir türlü çıkmayan Azra, Avni’ye belli etmese de, Ömer’in yolunu gözlemektedir. Azra’nın onu beklediğini bilmeyen Ömer’se gizli gizli yine Azra’nın peşindedir.

İki kızına da gözünün içi gibi bakan Kaptan Ramiz, Erdinç’i Yeliz’den uzak tutmanın yolunu bulmuştur. Erdinç artık kahvede çalışmaktadır. Hem de canla başla. Ramiz Kaptan’ın bir diğer uğraşı da kendi oğlu gibi sevdiği Saner’e eski nişanlısını unutturmaktır. Saner’in yeniden aşık olduğunu anlayan Ramiz Kaptan, ona tavsiyeler vermeye başlar, tabii Saner’in kime aşık olduğunu bilmeden.

Azra’nın yardımları ile babasına başka bir ofis gösteren Filiz, Saner’in yanında çalışmaktan ve tabi ki Saner’le olmaktan çok memnundur. Saner ve Filiz bir ofis tutarlar. Filiz, Saner’e layık bir sekreter olmak için elinden geleni yapmaktadır. Hatta ona sürpriz yaparak ofisi bile döşer.

Batakhane’yi polislerin basmasıyla sokakta kalan Nibun ve yardımcısı Korkmaz tesadüfen eski bir dostları olan Ramiz Kaptan’ın kahvehanesine sığınırlar. Bu eski dostun mekânında vakit geçirirken Saner’le karşılaşan Nibun’un Saner’i Ömer sanması bakalım nelere yol açacaktır?

Polislerden son anda kaçan Ömer, beş parasız sokakta kalınca tek bir yere geri dönmek aklına gelir. Azra’nın evine. Ancak Azra’nın çalıştığı şirketin hayali şirket olduğunu öğrenmesi ile işler değişir. Nezih’in de yardımları ile Azra’nın evinde bir süre daha kalacak olan Ömer, Azra’ya çok önemli bir gerçeği açıklayacaktır. Hatta sadece Azra’ya değil, yerine geçtiği ikizi Saner’e de. Belki de Ömer yeniden kendi ismi ile yaşamaya başlayacaktır.

Yalan Dünya’nın gerçekleri belki de bu bölümde su yüzüne çıkacaktır.

Subscribe to RSS




Wordpress Theme
Copyright © 2007 Dizi İzle . Tum Haklari Saklidir. ShellTc.NeT